Mevlid Kandilinde Yapılacak ibadetler, Rebîulevvel ayı ve Velâdet kandili

Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Rebîulevvel ayı, Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) âlemleri şereflendirdiği, nûrlu vücudunun dünyaya intikal ettiği mübârek aydır. Bu ayın 12’nci gecesi, senenin ilk kandili olan Velâdet yani Mevlid kandilidir.
Bu ay içinde mümkün olduğu kadar Resûlüllah Efendimiz için çokça salât ü selâm (salât-ı nâriye, salât-ı münciye ve salât-ı fethiye gibi salavâtlar) okumalıdır.
Konuyla ilgili Eski Vaizlerden Seyfettin Alkan Hocamızın Güzel bir sohbeti.
SOHBETİ SESLİ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ..
Son Güncelleme ( Perşembe, 02 Şubat 2012 23:12 )
Devamını oku...
Bu kitabın oluşumuna, yayımlanmasına katkı sağlayan tüm dostlarıma
Özellikle maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen, anılarını, bilgilerini paylaşan
tüm öğretmen arkadaşlarıma ve saygıdeğer velilerimize,
Bu vesileyle Okul, Sendika, Dernek ve Vakıflarda yaptığımız ve yapacağımız seminerler, söyleşiler,
kitap tanıtımı ve İmza günü programları nedeniyle gösterdikleri sıcak ilgi nedeniyle tüm kurum yöneticilerimize,
Yetişmemde emeği geçen bütün öğretmenlerime,
Benim en büyük manevi kaynağım anne ve babama,
Her başarılı erkeğin arkasında onu destekleyen eşi vardır ilkesinden hareketle değerli eşime,
Paha biçilmez kıymetli çocuklarıma…
Hepinize sonsuz teşekkürler.
Son Güncelleme ( Pazartesi, 23 Ocak 2012 17:18 )
Devamını oku...
Aşure günü ve Gecesi
Muharrem ayının onuncu günü Aşure günüdür. Bu ayın en kıymetli gecesi de Aşure gecesidir.
Allahü teâlâ, birçok duaları Aşure günü kabul etmiştir. Hazret-i Âdem’in tevbesinin kabul olması, Hazret-i Nuh’un tufandan kurtulması, Hazret-i Yunus’un balığın karnından çıkması, Hazret-i İbrahim’in ateşte yanmaması, Hazret-i İdris’in canlı olarak göğe çıkarılması, Hazret-i Yakub’un, oğlu Hazret-i Yusuf’a kavuşması, Hazret-i Yusuf’un kuyudan çıkması, Hazret-i Eyyüb’ün hastalıktan kurtulması, Hazret-i Musa’nın Kızıl denizi geçmesi, Hazret-i İsa’nın doğumu ve ölümden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması Aşure günü oldu.
Son Güncelleme ( Perşembe, 08 Aralık 2011 22:54 )
Devamını oku...
Son Güncelleme ( Pazartesi, 07 Kasım 2011 18:04 )
Osmanlıda Ahilik Teşkilatı
Anadolu'da evvelce Bizans İmparatorluğu var idi. Bu topraklar kazanılınca her yönden İslâmiyet yerleştirilmeye çalışılmıştır. Maddi ve manevi olarak İslâm eserleriyle donatılmaya başlanmıştır. Yeni yurdun dinî, askerî, sosyal ve iktisadî hayatındaki yapılanmasında esnaf ve gazâ teşkilatlarının büyük payları vardır. Bu teşkilatlara Aşıkpaşazade Tarihinde:
1- Anadolu Gazileri
2- Anadolu Ahîleri
3- Anadolu Abdalları
4- Anadolu Bacıları
gibi adlar verilmiÅŸtir.
Anadolu Ahîleri : 13. yüzyılda doğan Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşunda büyük rolü olan, kadrosunda gazi teşkilatları, alpler ve alp erenler de bulunan bir teşkilattır. Çapulculuğu önlemek can ve mal güvenliğini sağlamak ve ticaret ahlâkını kurmak gibi hayırlı vazifeler yapmıştır.
Devamını oku...
Osmanlı'da Bir Tören: Âmin Alayı Osmanlı'da çocuklar dört-beş yaşına geldiklerinde ilk mektebe, bugünkü karşılığı ile ilkokula başlarken düzenlenen merasime 'bed'-i besmele veya âmin alayı' adı verilmiştir.1 Âmin alayı, bazı kaynaklarda 'dua alayı' şeklinde de zikredilir. Ali Birinci ve İsmail Kara, bunların tamamına çocuğun 'mahalle mektebine başlama merasimi' adını vermişlerdir. Onlara göre âmin alayı tâbiri bu merasimin tamamını değil, ancak sokakta geçen kısmını ifâde etmektedir.2 Bu merasimin ilk defa ne zaman ve nasıl başladığı, kesin bilinmemektedir. "Âmin alayı" genellikle kandillerde veya pazartesi, perşembe günleri düzenlenmiştir.3
Osmanlı'da hemen her cami ve mescidin yanına veya yakınına devlet tarafından yüksek kubbeli tavanları olan mektepler inşâ edildiği gibi, iyi yâd edilme ve sevâp kazanmaya vesile olması maksadıyla hayır severler tarafından da mektepler yaptırılmış ve bunların hizmetlerinin devamı için de gelir kaynakları vakfedilmiştir. Ekseriyetle taştan yapıldıkları için 'taş mektep' ismiyle de zikredilen bu mekteplerin daha ziyade 'mahalle mektebi' şeklinde adlandırıldıkları görülmektedir. Resmî vesikalarda 'sıbyan mektepleri' olarak geçen bu mektepler, seyrek de olsa 'mahallât mektebi' şeklinde de ifade edilmiştir. Bu mekteplerin esas gayesi; İslâm'ın âdab ve erkânını, Kur'ân okumayı, yazı yazmayı, namaz kılmayı ve ilmihâl bilgilerini öğretmekti. Buralarda isteyene tecvid de öğretilirdi. Mektebe başlayan çocuklara sırasıyla halk arasında 'supara' da denen Elifba cüzü, Amme cüzü, Tebareke ve diğer bazı cüzler ile mevlid okutulurdu. Çocuğun Kur'ân okumaya başlaması ayrı bir sevinç vesilesi olur; bu durum, "Mushaf'a çıkmak" şeklinde isimlendirilirdi.4
Son Güncelleme ( Çarşamba, 21 Eylül 2011 12:03 )
Devamını oku...
Yörükler sitemize hoş geldiniz.
Orta asyadan bu güne kadar yaşamış olan yörükler, günümüz koşullarında göçer olanların sayısı bir hayli azalmıştır. Yerleşik hayata geçenler ilk önceleri bulundukları bölgelerin yaylalarında ikamet etmişler, cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda ise şehirlere daha yakın köylere yerleştirilmişlerdir.
Doğal yaşam alanlarından yerleşik hayata geçen yörüklerde, adaptasyon sürecinde birçok hastalıklar hasıl olmuştur.
Son Güncelleme ( Cuma, 18 Mart 2011 11:15 )
Devamını oku...
Mübarek üç aylar; Recep, Saban ve Ramazan Aylarıdır. Kısaca Bu mübarek aylar hakkında bilgi verelim.
Receb Ayının Faziletleri Hakkındadır
Allah'ü Teâlâ şöyle buyurdu: "Gerçek manâsı ile; Allah'a göre, yeri ve semaları yarattığı günden bu yana Allah'ın kitabında aylar on ikidir. Bu aylardan dört tanesi (onlarda vuruşulmaması), saygı gösterilmesi gereken aylardır." (et-Tevbe, 9/36) Önce bu âyet-i kerimenin geliş sebebi üzerinde duralım. Şöyle ki: Rasûlüllah (s.a.v.) efendimize, Mekke-i Mükerreme'nin fethi gelmeden evvel; müminler, Medine-i Münevvere'den Mekke'ye doğru yürüdüler. Bu arada, kendi aralarında şöyle konuştular: - Biz, Medine-i Münevvere küffarı ile kıtalin haram olduğu bir ayda vuruşmaktan korkarız. Bunun üzerine, Allah'ü Teâlâ, yukarıda meâlini aldığımız âyet-i kerimeyi inzal eyledi.
Son Güncelleme ( Pazar, 12 Haziran 2011 06:05 )
Devamını oku...
İSTANBUL ÜZERİNE HAREKET
İlk Gelen Kuvvet ve Şehir Haricindeki Kalelerin İşgali
Daha muhasara başlamadan evvel Boğazkesen hisarının yapılmasından sonra Sultan Mehmed, İstanbul'u karadan askerî bir kordon altına aldırmış, şehirden dışarıya ve dışarıdan şehre kimseyi bırakmamaları hakkında kat'i emir vermişti; zaten imparator da dışarıdaki halkı şehre aldıktan sonra kapıları kapatmıştı; fakat denizle muvasala kesilmemişti. Rumlar bu deniz yoluyla sahildeki Türk köylerini basarak bir kısmını esir ve bir kısmını öldürüyorlardı.
1453 senesi Şubat ayında Sultan Mehmed dökülen topun İstanbul Önüne götürülmesini emretti. Top altmış manda ile çekiliyordu; topun kaymaması için iki tarafına ikişer yüz asker konmuştu; yolun bozuk kısmında ve köprü yapılacak yerlerde yolu düzletmek ve tahta köprü yapmak için önceden elli inşaat ustası ve iki yüz amele gönderilmişti. Nihayet top İstanbul'dan beş mil uzakta bir yere getirildi(1).
Son Güncelleme ( Pazar, 12 Haziran 2011 06:05 )
Devamını oku...
Kanuni Sultan Süleyman
Osmanlı Devleti'nin onuncu sultanı ve İslam halifelerinin yetmiş beşincisi. Babası Yavuz Sultan Selim Han, annesi Aişe Hafsa Sultan olup, Kanuni lakabıyla meşhur oldu. Avrupalılar Büyük Türk ve Muhteşem Süleyman lakaplarını verdiler.
On beş yaşına kadar Trabzon’da kalarak, Yavuz Selim’in vazifelendirdiği devrin alimlerinden ders aldı. 6 Ağustos 1509’da dedesi İkinci Bayezid Han (1481-1512) tarafından Kırım Yarımadası'ndaki Kefe Sancağı Beyliğine gönderildi. Yavuz Sultan Selim Han, 1512’de Osmanlı tahtına geçince Kırım’dan İstanbul’a çağrıldı. 1513’te Saruhan (Manisa) Sancak Beyliği verildi. Yavuz Sultan Selim Hanın 1514 İran ve 1516 Mısır seferlerinde Rumeli’nin muhafazasıyla vazifelendirilerek, Edirne’de oturdu. Yavuz Sultan Selim Hanın vefatında,
Son Güncelleme ( Perşembe, 07 Nisan 2011 17:35 )
Devamını oku...
|